Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi, Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde Elazığ'da başladı.TÜRKONFED açıklamasına göre, "Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık" temalı zirvenin ilk gününde kamu, yerel yönetimler, iş insanları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi.
Yaklaşık 500 kişiyi buluşturan zirveye TÜSİAD da geniş bir heyetle katılım gösterdi.Heyette TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, yönetim kurulu üyeleri ve geçmiş dönem başkanları yer aldı. Zirvenin onur konuşmacısı ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç oldu.Zirvenin ilk günü, farklı şehir ve sektörlerden iş insanlarını ikili iş görüşmelerinde bir araya getiren TÜRKONFED Ticaret Köprüsü etkinliğiyle tamamlandı.
26 Eylül'deki ikinci ve son gün programı ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açılış konuşmasıyla başlayacak."Teknolojinin kullanıcısı değil, üreticisi haline gelmeliyiz"Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, teknolojinin gelişim hızı, iklim krizi ve jeopolitik risklerin, sermayenin ve üretimin niteliği ile ticaretin matematiğini değiştirdiğini ifade etti.Sönmez, Avrupa'da yaygınlaşan yakından tedarik eğiliminin yakın coğrafyadaki yeniden yapılanma süreci ve Türkiye'yi uluslararası bir transit ticaret odağına dönüştürmeyi hedefleyen düzenlemelerin Türkiye'yi üretim, ticaret ve yatırımın yeni coğrafyasındaki yerini güçlendirme potansiyeli taşıdığını kaydetti.Türkiye için bir kriz yönetme döneminin olmadığını, krizlere dayanıklı bir ekonomi inşa etme dönemi olduğuna işaret eden Sönmez, "Biz iş dünyası olarak kalıcı istikrarın değerini biliyoruz.
Bu nedenle de dezenflasyon sürecinde muazzam bir bedeli taşımaya razı geliyoruz. Ancak reel sektörün sürdürülebilir büyüme ve ekonomik dayanıklılığın taşıyıcı gücü olduğunun unutulmaması gerektiğini her zamankinden daha güçlü şekilde vurgulamak istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.Sönmez, Türkiye'nin büyük ölçekli kurumsal sermayesi ile Anadolu'ya yayılmış üretim sermayesinin daha sistematik biçimde birbirine bağlanması gerektiğine işaret etti.İş dünyasının üstlenmesi gereken toplumsal ve teknolojik sorumluluklara da dikkati çeken Sönmez, "Ülkemiz yapay zekayı geliştiren, veriyi işleyen, temiz enerjiyi üreten, veri merkezlerini ve yeni nesil sanayi altyapısını kuran ülkeler arasında yer almasını sağlamalı, teknolojinin kullanıcısı değil, üreticisi haline gelmeliyiz." açıklamasını yaptı."Teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikri mülkiyetin sahibi olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz"Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç da dünyada öngörülebilirliğin giderek zorlaştığını, krizlerin istisna değil, "yeni normal" haline geldiğini belirterek, jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği kaynaklı hadiseler ve iktisadi dalgalanmaların birbirini tetikleyen zincirleme tesirler yarattığına işaret etti.Şirketlerin uzun vadeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğuna vurgu yapan Koç, "Kalıcı istikrarın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir düzendir." değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin önündeki fırsat ve beraberinde getirdiği sorumlulukları da değerlendiren Koç, "Başarı için, yüksek katma değerli üretime ve bu üretimi mümkün kılacak beşeri sermayeye yatırım yapmak esastır.
Sadece üreten değil, teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikri mülkiyetin sahibi olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz." açıklamasını yaptı."Yukarı Fırat Havzası, yatırım alanlarıyla çok büyük bir potansiyel barındırıyor"TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun yıllarca korku, acı ve göçle anıldığını, bugün ise bölgenin enerjisini üretime, yatırıma ve istihdama yöneltebileceği yeni bir dönemin başladığını belirtti.Toplam banka kredilerinin yarısından fazlasının yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir'de toplandığına işaret eden Açık, "Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de gelecek de oraya akıyor ve akacak.
Oysa yeni dünya düzeninde, ekonomik gücünü ülkenin dört bir yanına yayabilen ülkeler öne çıkıyor. Bu nedenle Türkiye'nin bir sonraki büyüme hikayesi İstanbul'un dışında, Anadolu'da yazılmalıdır." ifadelerini kullandı.Bölgenin ihtiyaç duyduğu iki temel unsurun ölçek ve sermaye olduğunu ifade eden Açık, şu değerlendirmelerde bulundu: "Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli'yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası, güçlü yatırım teşvikleri, ham maddeye yakın üretim imkanı, mevcut sanayi birikimi, genç insan kaynağı ve henüz yeterince değerlendirilmemiş yatırım alanlarıyla çok büyük bir potansiyel barındırıyor.
Fırat Havzası bu hikayeyi yazmaya hazır. Bu havzada, kurulmuş bir yay gibi gerilmiş muazzam bir potansiyel birikti. Artık o yayı serbest bırakmanın, yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır.
Burada yapılacak her yatırım, gençlerimize doğdukları yerde çalışma, üretme ve gelecek kurma fırsatı sunacak, kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak, bölgedeki aile şirketlerinin kurumsallaşmasını sağlayacaktır."



